Fırtınalarda Ayakta Kalmanın Sırrı

Stres yönetimi ve motivasyon üzerine çalışmaları ile alanında pek çok başarılara imza...

Stres yönetimi ve motivasyon üzerine çalışmaları ile alanında pek çok başarılara imza atan ICF Uluslar arası Akredite Koç ve Eğitmen Remziye Özpolat, 21 Temmuz’da İstanbul Anadolu  Yakası OSB Kemal Bektaş Konferans Salonunda vereceği dijital çağda fabrika ayarlarına  dönmek: Yoğunlukta  Psikolojik Sağlamlık ve Zaman Yönetimi  üzerine vereceği  Konferans öncesi BabMagazine’e konuk oldu…

Hayat, öngörülemez dalgalarla dolu bir deniz gibidir. Bazıları bu dalgalarda teknelerini batırırken, bazıları rotasını koruyup daha güçlü limanlara ulaşır. İşte bu farkı yaratan kavram, psikolojide “psikolojik sağlamlık” (resilience) olarak adlandırılıyor.

Psikolojik sağlamlık, travmatik olaylar, kayıplar, başarısızlıklar veya kronik stres karşısında toparlanma ve uyum sağlama yeteneğidir. Bu, “hiç etkilenmeme” hali değil; aksine, etkilenip yeniden şekillenme sanatıdır. Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre, sağlam bireyler zorlukları kişisel gelişim fırsatı olarak görebilir. Peki bu beceri doğuştan mı gelir, yoksa geliştirilebilir mi?

Araştırmalar ikinci şıkkı doğruluyor. Psikolojik sağlamlık büyük ölçüde öğrenilebilir bir özelliktir. Çocuklukta güvenli bağlanma, yetişkinlikte ise bilinçli alışkanlıklar bu zemini güçlendirir. Örneğin, Martin Seligman’ın pozitif psikoloji çalışmaları, “öğrenilmiş iyimserlik” kavramıyla umutsuzluk döngüsünden çıkmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Bir iş kaybı yaşayan kişi, “Ben değersizim” yerine “Bu deneyimden ne öğrendim?” diye sorduğunda, beyin yeni nöral yollar oluşturmaya başlıyor.

Sağlamlığı besleyen unsurlar neler?

  1. Sosyal Destek Ağı: Yalnız kurtlar değil, güçlü sürüler hayatta kalır. Aile, arkadaşlar veya topluluklarla kurulan derin bağlar, stres hormonlarını (kortizol) düşürür ve oksitosin gibi “bağlanma hormonu”nu yükseltir.
  2. Bilişsel Esneklik: Olumsuz olaylara katı bir bakış yerine, alternatif açıklamalar üretmek. “Her şey kötüye gidiyor” yerine “Şu anda zor ama geçici” diyebilmek.
  3. Kendini Tanıma ve Öz Bakım: Düzenli egzersiz, kaliteli uyku, meditasyon veya mindfulness pratikleri beynin prefrontal korteksini güçlendirir. Bu bölge, duygusal regülasyonun ana merkezidir.
  4. Anlam ve Amaç Duygusu: Viktor Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı” kitabında anlattığı gibi, en ağır koşullarda bile (konsantrasyon kampları) bir “neden” bulanlar ayakta kalmıştır. Bugün için bu, değerlerimizle uyumlu hedefler koymak anlamına geliyor.

Türkiye’de gençler arasında anksiyete ve depresyon oranlarının arttığı bir dönemde, psikolojik sağlamlık eğitimi okullarda ve iş yerlerinde zorunlu hale getirilmeli. Pandemi sonrası dönemde birçok kişinin “post-travmatik büyüme” yaşadığını gördük: Daha empatik, daha minnettar ve daha güçlü bireyler ortaya çıktı. Bu, umut verici bir veri.

Peki siz ne yapabilirsiniz?

  • Her akşam üç “minnet” maddesi yazın.
  • Küçük zorlukları kucaklayın: Yeni bir beceri öğrenirken yaşadığınız sıkıntı, kaslarınızı çalıştıran spor gibidir.
  • Profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Terapi, sağlamlığın inşasında en etkili araçlardan biridir.
  • Çocuklarınıza “hata yapma izni” verin; onları pamuklara sarmak yerine, duygularını isimlendirmeyi ve başa çıkma stratejileri geliştirmeyi öğretin.

Sonuç olarak, psikolojik sağlamlık bir süper güç değildir; hepimizin içinde var olan, doğru şartlarla filizlenen bir potansiyeldir. Hayat bizi yere serdiğinde, kalkış şeklimiz kimliğimizi belirler. Bu fırtınalı günlerde, hem kendimize hem de çevremizdekilere daha nazik ve daha güçlü olalım.

Unutmayın: En dayanıklı ağaçlar, en çok rüzgâr gören yamaçlarda büyür.

Remziye Özpolat

İlginizi Çekebilir